Bursa/Cumalıkızık Köyü

23 Şubat 2017 travel 0 Comments

Aslında bu yazıyı yazmak için biraz geciktim kabul ediyorum… Sömestr tatilinde gittiğimiz Cumalıkızık köyü bir türlü yazıya dökülemedi. Zamanı şimdiymiş…

Üniversiteyi Bursa’da okuduğum için olsa gerek, bu şehri çok seviyorum. Ama ne yalan söyleyeyim öğrenciyken o kadar gezip görmedik tarihini. Günübirlik bir gezinin de o muhteşem şehre ve tarihini görmeye yetmeyeceğini bildiğimiz için, ne zamandır merak ettiğimiz Cumalıkızık köyüne gidelim dedik, çok da iyi yaptık.

Köy,  girdiğinizde tarihi yapısıyla sizi yüzyıllar öncesine götürüyor hemen. Fotoğraf aşkımız malum, hemen hepimiz kendimizi köyün kucağına atıyoruz. Her şey orijinal, eski, tarih kokuyor. Yukarılara çıktıkça dar sokaklar, büyük tokmaklı kapılar, bacasından duman tüten yüzyıllık, rengarenk evler daha da ilgimizi çekiyor. Uzun bir süre fotoğraf çekmekten ilerleyemedik:)

Cumalıkızık’ın tarihi sokaklarında yürürken, sizi kahvaltıya, gözlemeye davet eder köy kadınları… Biz kahve içmeye yer arıyorduk ama gözleme teklifine dayanamayıp girdik. Sobanın sıcaklığı, üzerinde demlenen çay bizi bizden aldı. Gözlemelerimizi yiyip, çayımızı içince dinlenmiş olduk, üşümüştük, ısındık, enerjimiz yerine geldi ve aynen devam:)

“Cin çıkmazı” adı verilen geçidi arıyorduk, tesadüfen bulduk. Eskiden osmanlı askerleri düşmandan kaçarken bu geçide saklanıyorlarmış, ortadan birdenbire kayboldukları için adına cin çıkmazı demişler. Biraz ürkütücü değil mi?:) Ve oldukça dar:) Ama merak etmeyin tek başınıza gayet rahat yürüyüp geçebiliyorsunuz:)

Cumalıkızık küçük bir köy… Gezdik, yedik, içtik, fotoğraflarımızı çektik, biraz da Bursa’da vakit geçirelim diyerek Koza Han’a gitmeye yola koyulduk. Koza Han’da Bursa’nın göbeği Heykel’de. Ulu Camii’nin hemen altı. Tarihi İpekçiler Çarşısı diye de geçiyor. Başlı başına bir tarih… Közde pişen kahvelerimizi yine bir tarihi yapının ortasında keyifle içtik, laf lafı açtı, eskiler, yeniler derken güzel sohbetimiz koyulaştı. Ama sırada Ulu Cami var, girmeden olmaz. Kahvelerimizin son yudumunu da alıp camiye geçtik. Duamızı ettik, mimarisini inceledik. Edirne Selimiye Cami favorimdir ama Ulu Cami de çok etkileyiciydi gerçekten.

Cami’den çıktıktan sonra artık acıktığımızı fark ettik ve  meşhur İskender İskenderoğlu’na gitmeye karar verdik, malum Heykel’ deyiz. Ama dışarıda uzuuun ve gereksiz bir kuyruk vardı ve o kuyruk hiç azalmıyordu. Hava buz, insanlar kucağında bebekleriyle dışarda kuyrukta bekliyorlar. Bi saniye ya burası Bursa, tamam her yer de yenmez ama çok güzel iskendercileri de var. Hemen Koza’nın girişinde Bursa Kebapçısı’na girdik. Lezzet, hizmet 10 numara. Sadece tatlısı kalmamıştı ona üzüldük:) Ama bir daha gitsem yine orda yerim. Hepimiz aynı şeyi söyledik ve çok memnun kaldık…

Artık hava karardı, Bursa’nın akşam soğuğu da iyice çıktı. .Siz siz olun kışın giderseniz muhakkak sıkı giyinin. Artık İstanbul’a dönüş vakti…Cumalıkızık ve mini Bursa gezisi biz çok mutlu etti. İyi ki geldik, gördük…

 

20170202-MGE_702320170202-MGE_700020170202-MGE_688820170202-MGE_692620170202-MGE_692720170202-MGE_706120170202-MGE_706720170202-MGE_705420170202-MGE_6893MGE_7079

 


Yeni bir “Sen”…

22 Ocak 2017 food 0 Comments

Paylaşmak benim ruhumda var… Sevgi paylaşınca çoğalır diyerek büyüdük biz…”Güzellikler paylaştıkça çoğalır” a inandık…

Ne zaman ki sağlıklı yaşam için, sağlıklı bir beden ve ruh için birşeyler okumaya, öğrenmeye başladım, en yakın arkadaşlarıma, aileme anlattım durdum. Bazen sıkılsalar da susmak bilmedim. Badem sütü tarifini yıllardır kaç kişiye anlattım acaba sayısını hatırlamıyorum☺ Yapmadıklarını, uygulamadıklarını gördüğümde ise hayıflanmalarımı, anlam verememelerimi bir de bana sorun:)

Hiçbir zaman sağlık, güzellik sırlarını, tecrübelerini başkasıyla paylaşmayanlardan olmadım, olmayacağım:) Bloğumu kurmamın sebebi de bu…38 yaşındayım ve biri boyumca 2 evladım var, işte anneliğin de etkisiyle en önem verdiğim şey sağlıklı beslenme..Okuyorsam, araştırıyorsam, öğreniyorsam, uygulayıp sonuçlarını görüyorsam herkese faydalı olayım istiyorum..Tek istediğim bu…Böyle mutlu oluyorum.

O yüzden eğer kendi gidişatından mutsuzsan sana şunu söylememe izin ver: “Hiçbir şey için geç değil!” Vücudun toksinlerle dolduysa, yataktan kalkamıyorsan veya ağrılar içinde kalkıyorsan, göz altların mor, cildin renksiz solgunsa, fazla kilolarından şikayetçiysen, kendini fit hissetmiyorsan, güzel hissetmiyorsan, şurdan şuraya gitmeye halin yoksa, parlamıyorsan, ışıldamıyorsan, herkese bağırıp çağırıyorsan, tahammülün yoksa, enerjin, pilin bitmişse hadi kalk başla artık! Şu toksinlerinden, yanlış yaşam tarzından vazgeç! Sıfırdan başla! Karar ver ve dönme artık…Bu defa başar! Başarabilirsin!

Yeni bir “sen” olabilirsin…

Sana verilen güzellikleri gör ve onlara sahip çık..Bu beden, bu ruh sana armağan. Onları mahvetme…Yeniden başla…

Beslenme düzenini değiştir. Asla çöp yeme. Gerekirse öğün atla, aç kal ama çöp yeme! Su iç, çok su iç..Yıka at toksinleri bedeninden..Yeşil, mor, kırmızı, sarı bütün sebzelerle barış… Çiğ yemeye başla. Dene, hangisini yiyebilirsen kar… Sebze suyu iç, smoothie’lere alış artık, “Iyy ben içemem!” lerden vazgeç. Vücuduna iyi gelen herşeyi sev, değer ver…Spor yap, yürü, her gün temiz hava al, güneşten faydalan…

Uykuna dikkat et, zamanında uyu, erkenden uyan…

Kendini sev…Yargılama, hırpalama…

Yeni bir sen ol…Hadi bugün başla!

Hemen!Şimdi!


Ev Yapımı Granola

07 Aralık 2016 food 0 Comments

Granola’yı sevmeyen var mı? Yulafı sevmeyen vardır evet, ben de pişirmeden veya smoothie’ye katmadan, sade süt ve yoğurtla tüketemiyorum, çok yavan geliyor. Ama granola efsanesine kim hayır diyebilir?:) İçinde fırınlanmış, pişerken çıkan yağlarıyla, aromasıyla lezzetine lezzet katmış çıtır çıtır fındıklar, bademler,cevizler ve bir sürü harika lezzet var… Dayanması gerçekten güç :)

Ben granola’mı her daim evde yapıyorum. Hem sağlıklı, hem katkısız, hem de lezzetli. Ve bir de mutfağı öyle bir koku kaplıyor ki anlatamam.

Şimdi gelelim yapılışına;

Malzemeler:

400 gr yulaf ezmesi

1 su bardağı çiğ badem

1/2 su bardağı ceviz

1/2 su bardağı fındık

1 yumurta beyazı

1 paket hindistan cevizi

Yarım su bardağı bal

2 yemek kaşığı zeytinyağı veya hindistan cevizi yağı

1 paket vanilya

Çeşitli kuru meyveler (Kuru üzüm, kuru kayısı, yaban mersini mesela. Miktarı size kalmış, zira kimi çok fazla meyveden hoşlanmıyor. Ben bunlardan karışık olarak 2 su bardağı koyuyorum.)

Not: İsteğinize ve damak zevkinize göre keten tohumu, biraz toz zencefil, susam, ay çekirdeği, chia tohumu da ekleyebilirsiniz. Tamamen hayal gücünüze kalmış :)

Yapılışı:

Büyük bir kaseye yulafı koyuyoruz. Ayrı bir yerde yumurta beyazını biraz çırpıyoruz.  Kuru meyveler hariç tüm malzemeleri ekleyip güzelce yoğuruyoruz. Özellikle yumurta, yağ ve bal yulafa iyice yediriliyor. Hepsiyle karışınca yulaf nemli bir hal alacak zaten.

Fırın kağıdı serilmiş tepsiye yulaf karışımını döküyoruz ve güzelce yayıyoruz. 150C’ de her 10 dk’ da bir kaşıkla karıştırmak suretiyle pişiriyoruz. Ama gözünüz hep üstünde olsun yoksa çok çabuk yanabilirler. Yaklaşık 20-25 dk içinde pişip harika bir renk alıyorlar. Fırından alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz.

Soğuduktan sonra kuru meyveler ile karıştırıp şöyle bir harmanlıyoruz.

Granola’nız hazır! Cam bir kavanozda muhafaza edebilirsiniz.

Sağlıklı, lezzetli ve besleyici ev yapımı granola’yı yoğurtla, sütle karıştırıp tüketebilirsiniz. Ayrıca smoothie’lerin veya tatlılarınızın üzerinde de çıtırlık ve lezzet katması için kullanabilirsiniz.

Afiyet olsun!