Edirne

05 Aralık 2016 travel 0 Comments

Edirne’yi çok ama çok sevdiikkk…Eşim ve ben zaten yeni yerler görme, gezme, fotoğraf çekme sevdalısıyız ama biri 16, diğeri 6 yaşındaki çocuklarımızın da bu kadar sevip eğleneceklerini tahmin etmemiştim. Bizi Edirne’de harika bir şekilde gezdiren canımız arkadaşlarımız Fulya ve Sezgin’in elbette payı büyük. Çünkü Fulya’nın anne tarafı Edirne’li olduğu için şehri avuçlarının içi gibi biliyorlar. Sezgin adım adım, sırasıyla gezimizi planlamıştı ve Fulya ile beraber harika organize ettiler. Geziye şanslı başlamıştık anlayacağınız:)

İlk durağımız Balkan Savaşları Müzesiydi. İnsanın içi acıyor gerçekten, vatan uğruna neler yaşanmış, ne acılar çekilmiş, ne canlar gitmiş..Sığınağın içindeki kurgular o kadar gerçek yapılmış ki, sığınakta gerçek askerleri görüyor gibi oluyorsunuz. Ve muhteşem tarihi bilgiler var, Lara’nın hepsini dikkatlice okuduğunu gözlemledim. Muhakkak gidin, çocuklarınızı da götürün derim.

İkinci durağımız Selimiye Camii. Tüm muhteşemliğiyle tabi ki bizi büyüledi. Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan bu camii, içerisinde bir sürü sır barındırıyormuş. Ters lale de sanırım en dikkat çekici olanlarından. Bir sürü efsanesi var. Biz ordayken yanımıza gelen camiinin 42 yıllık hafızının anlattığına göre; camii de Allah’ın 99 isminin simgesi olarak 99 adet lale yapılmasına karar vermiş Mimar Sinan.. Ama cami bittikten sonra 98 adet yapıldığı farkedilmiş. Mimar Sinan’ da hatasız kul olmayacağını, hatasız olmanın sadece Allah’ a mahsus olduğunu belirtmek için 99. laleyi camiiye ters olarak yaptırmış. İnternette başka bir sürü efsanesi var ama biz Camii hafızından bu şekilde dinledik.

20161126-img_3722a 20161126-img_3736a

 

20161126-img_3794a 20161126-img_3804a 20161126-img_3817a 20161126-img_3822a

Veee artık acıkmıştık:) Edirne’de ne yenir? Tabi ki ciğer. Ama biz ailece ciğer sevmiyoruz :( Ben ve Lara yedik ve klasik ciğerden farklı ve güzel bulduk. Hiç ciğer yemem ama bu kural sadece Edirne’de bozulabilir:) Sezgin ve Fulya ise bayılıyorlar:) Gerçekten de sevilmeyecek gibi değil, ciğer sevmeyene bile ciğer yedirtiyor Edirne.

Ciğerin yanında acı bir biber geliyor. Ben böyle lezzetli ve bu kadar acı bir biberi çok nadir yedim. Bir acı sever olarak lezzetine bayıldım. Ama siz çok dikkatli yiyin. Öyle böyle acı değil çünkü:)

Veeee bir Hayrabolu tatlısı var ki offff diyorum. Kalbim resmen kendisinde kaldı:) Kemalpaşa tatlısı gibi, biraz daha iri. Tahin ve fıstıkla servis ediliyor. Ben Ayvalık lor tatlısına da benzettim. Edirne’de en mutlu olduğum anlardan biriydi :) Bu tatlı ancak yenir, yaşanır :) Anlatılmaz :) Bayıldık,bayıldıkkkk!

Karnımızda doydu, artık gezimize devam edebiliriz. Sırada Sağlık Müzesi var. 400 yıllık Şifahane. Çocukların en çok etkilendiği yer burası oldu diyebilirim. O kadar ilgi çekici ki… Eskiden Osmanlı’da şifacılar, ameliyatlar, kullanılan aletler, neler yapıyorlarmış, nasıl tedavi ediyorlarmış , hangi şifalı bitkileri kullanıyorlarmış hepsi o kadar ilgi çekiyor ki, tamamiyle bilgi ve tarih yüklü bir yer. Ve muhteşem bir mimarisi var. Her köşesinde fotoğraf çektik ve çekildik diyebilirim.

20161126-img_3872z 20161126-img_3925a 20161126-img_3983a 20161126-img_4011a

20161126-img_4012z

Hava kararmaya yüz tutunca biraz aceleyle Karaağaç Tren İstasyonu’na doğru yola koyulduk. Neyse ki Edirne’de trafik ve mesafeler İstanbul’da olduğu gibi değil, karanlığa kalmadan yetiştik. Seyahati 1 güne sığdırmak zorunda kalınca planlı ve programlı bir şekilde hareket etmek gerekiyor.

Karaağaç Tren İstasyonu Sultan II. Abdülhamit tarafından yaptırılmış. Günümüzde ise Trakya Üniversitesi rektörlük binası olarak kullanılıyor. Kara tren görüntüsüyle masalsıydı gerçekten…img_4124a img_4159a

20161126-img_4073a 20161126-img_4053-2a

Hava karardı artık. Hemen istasyonun karşısındaki bir kafede Türk Kahvelerimizi içtik, biraz dinlendik. Sonrasında da yola koyulduk. Çok sevdik Edirne’yi…Her anı, her adımı keyifliydi. Çocuklarınızla, gidin, görün,gezin derim. Ciğeri, acı biberi, Hayrabolu tatlısını, peynir tatlısını, badem ezmesini deneyin mutlaka:)

 


Ev yapımı badem ezmesi

24 Kasım 2016 food 0 Comments

Çiğ badem mutfağımın vazgeçilmezlerinden… Kuruyemiş olarak ara öğünlerimde tüketiyorum ama özellikle badem sütü ve badem ezmesi olarak her zaman elimin altında. Alkali beslenmenin de vazgeçilmezi, onsuz olmazı :)

Badem ezmesi yapımı oldukça basit. Bunun için iyi bir mutfak robotuna ihtiyacımız var. Hemen hemen herkesin mutfağında mevcut artık. Mutfak robotu, çiğ bademlerimiz ve biraz hindistan cevizi yağı veya zeytinyağı.

Çiğ bademleri robota koyuyoruz ve yaklaşık 20 dk kadar ara ara durarak (robot çok ısınmasın) çekiyoruz. Toz haline gelip yağını bırakıyorlar zaten. Sonrasında 2 dolu yemek kaşığı kadar hindistan cevizi yağı ekliyorum, daha homojen olmasını sağlıyor. Siz zeytinyağı da kullanabilirsiniz. Biraz daha mutfak robotumuzda çektikten sonra hazır:) Tam ve gerçek bir besin!

Peki nasıl tüketiyorum badem ezmesini?:) Yulaf öğünlerimde, yoğurt-granola kasemde, tost ekmeği üzerinde veya direk kaşık kaşık:) Hayal gücünüze ve damak zevkinize kalmış.

Afiyet olsun :)


Ispanaklı Oatmeal (Yulaf lapası)

18 Kasım 2016 food 0 Comments

Bugün kahvaltımı hazırlamak 3 dk. sürdü:) Fındık sütü, muz, 3-5 adet dondurulmuş vişne, biraz çiğ ıspanak ve 2 dolu yemek kaşığı yulaf ekleyip blender’da çırptım. Sonra da üzerine geçenlerde yaptığım granola’dan koydum. İşte sonrası enerji, sağlık, güzellik :)